Payitaht Abdülhamid 104 Bölüm Engelsiz

(Jenerik müziği...) (...) (...) (Jenerik müziği...) (...) (...) (Jenerik müziği...) (...) Hakanım... ...aradığınız kalleş önünüzde. Gustav Efendi'nin oğlu... ...Vladimir'di. (Öksürüyor) Gustav Efendi? Anlamıyorum hünkârım. Anlamıyorum. Gustav Efendi... ...Tahsin Paşa’nın öldüğüne dair bir oyun oynadık. Andre Efendi onu zehirleyen şeyi bulacaktı ve tedavi edecekti. Lakin kaçırıldı. Andre Efendi bize, kaçırılanların aynı zehirle zehirlendiğini söyledi. Hakanımız da bir tertip yaptı. (Ahmed) Tahsin Paşa'mızı gömecektik. Çünkü zehre karşı panzehri bulduğumuzu söylediğimiz vakit... ...Tahsin Paşa'nın ayaklanması gerekecekti. Tedavisi uzun süreceği için... ...buna kimseyi inandıramayacaktık. (Ahmed) Hakanımızın tertibi işe yaradı. Gazetelerde panzehri bulduğumuza dair havadisler çıkarttık. Bir de... ...çekilen fotoğrafta bir ilaç listesi vardı. Bekledik. (Ahmed) İlacı almaya kim gelecek diye bekledim. Yardım et baba. Ben senin baban değilim! Hünkârım cezası neyse söyleyin, ben kendi ellerimle infaz edeyim. Hayır Gustav Efendi. Biz... ...babayla oğul arasına vebal yüklemeyiz. Yaptığı ihanet tetkik edilecek... ...cezasını mahkeme verecek... ...infazını da devlet yapacak. Götürün! (Müzik) Gazanız mübarek olsun balalar. (Tatar) Siper al! (Aksiyon müziği) Söğütlü iyi misin? Bugünümüze şükür Asaf Efendi. Osman, kaç kişiler? Bilmiyorum beyim. Cesetlerini sayarız artık. Senin o elini kıracağım. Acı içinde öleceksin. O iki kardeş... ...benim için çok kıymetli Zindancı. Eğer bağışlarsan... ...bedelini sana misliyle öderim. Olmaz prensim, yapamam. Ben bana emredileni yapmak zorundayım. (Zindancı) Öldürün. Halil Halid... ...hakkını helal et kardeşim. (Gerilim müziği) (Zindancı) Panitsa, dur. -(Ferdinand) Ne bu? -Size. (Zindancı) Sahibi buradan ayrılınca açmanızı istiyor. Şimdi buradan adamlarınızla birlikte emniyetli bir şekilde ayrılacaksınız. (Zindancı) Size ve adamlarınıza asla zarar gelmeyecek. Ah! Durun. Emir verin, Panitsa'yı bıraksın. Söyle adamlarına... ...Halil Halid'i öldürsünler. Yapamam. Efendimiz bunu yapmamı istemiyor. (Ferdinand) Bunu kimin yaptığını biliyorum. Bu işi yapmakla hata ettin. Bundan sonra benden sana merhamet yok. (Gerilim müziği) (Aksiyon müziği) Sıkın balalar. (Aksiyon müziği...) (...) (...) (Söğütlü) Zabitler geliyor beyim. Yolcuları indirecekler. İyi. Hadi gidelim. Söğütlü... ...sen bekle. Konuşacaklarımız var. -Hayırdır beyim? -Şu, Asaf'ın konuştuğu adam. Onu gördün mü? Yoo, görmedim. Ulan sende bir iş var ama! Prensim şimdi sırası değil. Söyleyin bıraksın. Halil Halid Bey. Bu hatanın bedelini birisinin ödemesi lazım prensim. Ben bunu cezasız bırakmam. (Gerilim müziği...) (...) (Sessizlik) Bu devlet sizi Anadolu'nun en ücra köyünden alıp... ...paşa yapmadı mı? Doğrudur hünkârım. Bu devlettir. Anam da babam da bu devlettir hünkârım. Gustav Efendi'nin söylediklerine ne diyeceksiniz peki? Hesaplar ortada. İngiliz şirketinden aldığınız paraları nizami olarak... ...bu mühendislere aktarmışsınız. Tarihler eskiye doğru gidiyor. Hünkârım... ...bu onların oyunu. Görüyorsunuz, evladı ihanet edenlerden çıktı. Bana tuzak kuruldu hünkârım. Zeki Paşa'nın söylediklerini işittiniz Gustav Efendi. Hünkârım... ...ben kendi evladımın... ...cezasını kendi ellerimle vermek arzusundayım. Paşanız ise hakikatin tetkiki için dahi müsaade etmiyor. Her şeyi inkâr ediyor. Hangimiz bu devlete bağlı hünkârım? Bu meselenin bir hâl çaresi var. Lakin merak ettiğim bir husus var Gustav Efendi. Siz de zehirlendiniz mi? Hayır hünkârım. Yine de bunu tetkik edelim. Zehirlenip zehirlenmediğinizi anlayalım. Bu ne işinize yarayacak ki? Andre Efendi'yi kaçıranlar Tahsin Paşa'yı öldürmek istiyordu. (Abdülhamid) Lakin rüzgâr terse döndü... ...kendileri zehirlendiler. Bakacağız... ...onlardan mısınız... ...değil misiniz. (Gerilim müziği) Mahmud Paşa... ...Zeki Paşa'yla alakalı bu vesikaları tetkik ediniz. Hem Gustav Efendi hem de Zeki Paşa... ...bir süre sarayda misafirimiz olacaklar. Sizler tutuklandınız sayın. (Gerilim müziği) Anlat hadi, neler oldu? Bidâr Sultan muhafızsız, yanında sadece bir hizmetliyle sokağa geldi. Tam o sırada tertibimiz başladı. Bidâr Sultan neye uğradığını şaşırmıştır. Peki kaçmaya kalkmadı mı? Sokağa gelen diğer adamlarımız arasında sıkışıp kaldı. Hareket edemedi. Abdülkadir! (Blavatsky) Zavallı Bidâr Sultan... ...izdihamın içinde çaresiz kaldı demek. Onu o hâlde görmeyi öyle çok isterdim ki. Muhafızsız bir kadını vurmak zor olmamıştır herhâlde? Bana onu öldürdüğünü söyle. Bidâr Sultan'ı öldürdüğünü söyle. Tam sultanı vuracaktım ki... ...Şehzade Abdülkadir Efendi koluma vurdu. Attığım kurşun boşa gitti. Tam bu kadar yaklaşmışken onu elinizden nasıl kaçırırsınız! Tekrar deneyecektim ancak şehzade peşime düştü. Muhafızlar da sokağa geldiler. Sadece kaçmayı başarabildik. Başarısızlığını bir marifetmiş gibi göstermeye kalkma. Dışarı çık! (Gerilim müziği) (Sessizlik) Kızım, canın yanıyor mu? Hayır sultanım... ...merak etmeyiniz. Asıl... Asıl size bir şey olsaydı benim canım o zaman yanardı sultanım. İkiniz de iyisiniz çok şükür. Çok şükür. -Müsaadenizle sultanım. -(Bidâr) Çıkabilirsiniz. Kızım sen de git odana, güzelce istirahat et. Bugün dinlen. Sultanım ben iyiyim. İstirahate lüzum yok. Ben size bir ıhlamur yaptırayım. Sinirlerinize de iyi gelir. Kızım hiç değilse bugün beni değil, kendini düşün. Git, istirahat et. Hadi odana git. Abdülkadir'e çok kızıyorum. Bu vaziyet hep onun yüzünden oldu. Abdülkadir bugün benim hayatımı kurtardı. (Müzik) Haa... Ben de seni merak ediyordum. -Vukuat çıkmış diye duydum. İyi misin? -Beni oraya niye çağırdın? Beni öldürtmeye mi çalışıyorsun? Hadiseyi babanın yardakçıları çıkarmış. Kahveye saldırıp cam çerçeve indirmişler. Yani benim olayla hiçbir alakam yok. Bırak yakamı. Sen niye orada yoktun? Niye gelmedin? Ufak bir işim çıktı. Sadece biraz geciktim. Geldiğimde ortalık karışmıştı. Seni de bulamadım. Az kalsın annemi vuruyorlardı. Aa... Bidâr Sultan da mı oradaydı? -Annenle geleceğini tahmin etmedim. -Çünkü odama bıraktığın pusulayı buldu. Söylesene Sabahattin, o pusulayı odama nasıl bıraktın? -Saraydaki adamın kim? -Yanlış soru Abdülkadir. Kim değil, kimler diye sormalısın. Zannettiğinden çok daha fazlayız. Hürriyet sesleri sokaklarda yankılanıyor. Bünye iyileşmek istiyor. Milleti inleten bu cerahati kesip atmaktan başka çare kalmadı. Babanın vakti daraldı. (Müzik) Affedin prensim. Sizi hakkıyla koruyamadık. Ziyanı yok. Tedbirsizlik. Zindancı bu işe tek başına kalkışacak kadar cesaretli değil. Öyle. Sonra neden vazgeçti de bizi bıraktı? Cevabı burada. (Zalman dış ses) "Prens Ferdinand... ...artık emniyetle sarayına dönebilirsin. Bundan sonra canının da tahtının da kimin elinde olduğunu... ...asla unutmayacağını temenni ediyorum. Rumeli diyarında büyük harp yaklaşırken sana bunu tekrar hatırlatmam gerekti. Başına gelenler Abdülhamid'e olan korkunun bedeliydi. Artık gerçekten kimden korkacağını anladığını umuyorum. Avrupa'da çok yakında bir idareci ölecek. Onun ölümünden sonra bir isyan başlayacak. Bunu bütün dünyaya vadediyorum. Ben bir kral öldüreceğim. Ölecek olan kralın yakında kim olduğunu bütün dünya görecek. Umarım dediklerimi yaparsın da ölen idareci sen olmazsın." (Halil) Kim yaptırdı bu alçaklığı, kim? Bir kral ölecek. Kim? Bir kral ölecek. Kim, hangi kral ölecek prensim? Ben de bilmiyorum Halil Halid Bey. O adamın dediğini yaparsam... ...umarım ölen ben olmam. (Gerilim müziği) Asaf nerede? Bilmem. Hemen döneceğim dedi, gitti. Gelir birazdan beyim. İyi. Anlat bakalım. Ne anlatayım beyim? Limanda da geçiştirdin, hemen anlatacaksın. Asaf'ı takip ettin, istihbaratçısını gördün... ...ama hiçbir şey söylemedin. Kimmiş bu adam? Yüzünü tam göremedim beyim. Allah Allah! Nasıl göremedin? Karanlıktı. -Gündüz vakti ne karanlığı ulan? -Yüzü karanlıktı yani. -Seni şimdi alacağım ayağımın altına! -Beyim görsem niye söy... Selamünaleyküm. -Aleykümselam. -Aleykümselam. Sen neredesin? Beyim, prens ve avanesi geri dönmüşler. Çeteciler de payitahtı terk etmiş. Ee, biz ne yapacağız beyim? Biz de hemen geri döneceğiz. Vazifemiz hâlâ Rumeli'de. (Tatar) IMRO bitmeden de bitmeyecek. Daha yeni geldik beyim, kal... Kalsa mıydık biraz payitahtta? (Gerilim müziği) Tahsin Paşa iyi misiniz? -İyiyim hünkârım, elhamdülillah. -Elhamdülillah. Acı bir tertip de olsa neticeye vardık. Vladimir'i yakaladık. Kendisi hakkında tahkikat yapıldı mı paşa? Hakanım... ...Vladimir Jabotinsky... ...Odessa'da doğmuş. Gazeteciliğe de orada başlamış. Ruslar, Yahudileri Odessa'dan sürmeye başlayınca... ...Vladimir de gazetelerde çok sert yazılar yazmış. Tabii sonunda kaçmak zorunda kalmış. Hakanım, bir müddet de Roma’da hukuk tahsil etmiş. Odesa’da Yahudilere yapılanlara biz de karşı geldik. Hatta bazılarını payitahta kabul ettik hünkârım. Vladimir’in bize olan düşmanlığının sebebi ne peki? Hakanım. Vladimir, siyonist düşünceye kapılmış. Birçok defa Filistin’de bir Yahudi devleti kurmak istediğini yazmış. Yine aynı hikâye. Filistin’de bir Yahudi devletine müsaade etmeyiz. Gelsinler bizim nizamımıza bağlı olarak devletimizde yaşasınlar dedikçe… …onlar Filistin’deki emellerinden vazgeçmediler. Vladimir’in bize olan düşmanlığının sebebi belli oldu. Gustav Efendi evladının yaptıklarından haberdar mı? O hususta bir malumatımız yok hakanım. Andre Efendi tetkik etsin, anlarız. Hünkârım, bir de bu demir yolu meselesiyle alakalı olarak kurduğumuz heyet… Yani bu durumda Zeki Paşa vaziyet alamayacaklar. Ne yapmamızı emredersiniz? Zülüflü İsmail Paşa’yı heyet-i aza yapalım. Bir an evvel güzergâh çalışmalarına başlayınız. Emredersiniz hünkârım. Bay Karaso’dan haber var mı? Hakanım, Emanuel Karaso’yu her yerde arıyoruz. Saraydan çıkmış olamaz. Lakin içeriden yardım aldığı kesin. İhmal edeni inkâr ederiz. İhmal eden bizden değildir. Karaso Efendi derhâl bulunsun. Emredersiniz hakanım. (Gerilim müziği) Ne yaptın sen? Başka çarem kalmamıştı. Yakalanacaktım. Ölmediler, sadece bayıldılar. Çıkar beni buradan. Sarayda her yerde seni arıyorlar. Al şunun içindeki üniformayı giy, sonra beni bekle. Ah Abdülkadir. Ah oğlum neredesin? Anneciğim çok zor bir gün geçirdin zaten. Gel otur ne olur. İnan ki beni en çok zorlayan şey Abdülkadir’in içinde bulunduğu vaziyet. O güruhu görmeliydin Naime. Babandan da hanedandan da ölesiye nefret ediyorlar. Abdülkadir nasıl bu insanlarla iş birliği içinde olabilir inanamıyorum. Ben kimseyle iş birliği falan yapmadım. O hâlde ne işin vardı orada? Bu defa haddini aştın Abdülkadir. Annemin canına mal oluyordun. Hafiye gibi peşime takılıp takip etmesini ben mi söyledim Naime? Söylesene validem, senin ne işin vardı orada? Esas senin ne işin vardı o azgın düşmanların içinde? Abdülkadir yoksa sen de onlar gibi babanın tahttan çekilmesini mi bekliyorsun? Ben sadece onların fikirlerini ve söylediklerini... ...anlamak için gittim toplantıya. (Naime) Kendi fikirlerini de beyan ediyor musun peki Abdülkadir? Babamı savunacak herhangi bir şey söylüyor musun? Hiç zannetmiyorum. Yaptıklarımın ve söylediklerimin hesabını sana vermeyeceğim Naime. Ama bir şeyin cevabını bana vermek zorundasın. O pusulayı senin odana kim bıraktı Abdülkadir? Oğlum seni o toplantıya kim davet etti? Sen benim odamı mı karıştırıyorsun? Tabii ki karıştırmadım. Pusula ortada duruyordu. (Bidâr) Bak Abdülkadir, seni bu işlerin içine kim çekiyor bilmek istiyorum. Pusulada sana kardeşim diye hitap ediyordu. Sana bu kadar yakın olan bir insan muhakkak bize de yakın olmalı. Kim olduğunu söyle ki en azından kendimizi o kötünün şerrinden koruyalım. Merak etmeyin validem, pusulayı yazan size yaklaşamaz. Ama sana bir şey söyleyeyim validem. Saray koridorlarında dolaşan… …senin görünce kenara çekilip selam veren… …senden, babamdan çekinen, sadığız diyen herkesten şüphelenmelisin. Çünkü o pusulayı benim odama bırakan, sizin yüzünüze bakıp gülenlerden biri. Ve inan bana kim olduğunu ben de bilmiyorum. Ve zahmet edip öğrenmeye de çalışmadın, öyle mi? Ben bugün öğrensem de onlar yarın başka bir el bulup işlerini yaptıracaklar. Biz bu sarayın koca duvarlarının arkasına sığınıp askerlerimizi diksek de… …onlar bir şekilde yolunu bulup içine girecekler. Validem kabul et, gittikçe güçleniyorlar. Babam sonsuza kadar tahtta kalamaz. Abdülkadir! (Duygusal müzik) Ne yaptım ben? (Derin derin nefes alıp veriyor) Artık bu adamın yıkılması gerek. Abdülhamid’in artık tahtından edilmesi gerek. Yaptığı zulümler haddi aşmadı mı? Senin oğlunu boğdurtan bir adam… …beni memleketimden sürgün eden bir adam… …halkının acılar içinde kıvranışını sarayından zevkusefa içinde seyreden… Hakikatle bağımızı koparmayalım. Sen de gayet iyi biliyorsun ki… …Abdülhamid hiçbir zaman zevkusefa içinde olmadı. Her daim mütevazı oldu. Kendisi öyle. Ya paşaları? Paşaları da öyle mi? Hepsi yalılarda yaşıyor. Kendisine muhalif olan herkesi zindana atıyor. Bak şimdi de Vladimir gitti. Cephemizi kaybediyoruz Sabahattin. Zalman ile Vladimir sermayenin adamı. Onların her meselesine inanmıyorum ama… Ama? Ama sermayenin desteği olmadan da bir iş yapamayız. Onları kurtarmak bizim cephemizi daha da güçlendirecektir. Zalman ile Vladimir’i zehirleyen kim? Karaso’nun kızı. Babasını kurtarmalarını istedi. -Tahsin Paşa’yı da mı o zehirledi? -Öyle. Anladım. Vladimir Efendi için mesele belli. Hastalık onda çıktı, onun için yapacak bir şey yok. Ama Zalman’ı kurtarabiliriz. Nasıl? Zalman’da hastalık tetkik edilir ve onda çıkarsa… …Abdülhamid’in elinden onu alamayız. Hastalığı bilinirse panzehri verirler ve kurtulur. Hastalıktan kurtulur ama Abdülhamid’den kurtulamaz. Sen Karaso’nun kızını tanıyor musun? -Tanıyorum. -Âlâ. İkna et, panzehri bize versin. Biz de Zalman’ın hastalığının anlaşılmaması için çalışalım. (Öksürüyor) (Öksürüyor) Yine karşılaştık Vladimir Efendi. Eğer o gün seni öldürmüş olsaydım bugün ben de ölecektim. (Andre) Hekimlere karşı daha nazik davranmalısınız. (Andre) Hastalığınızı tekrar soracağım. Tahsin Paşa’ya bulaşan zehir size de bulaştı mı? Eğer bunu kabul edersiniz şifayı da kabul etmiş olursunuz. (Gerilim müziği) Evet. Peki. Hastalığınız ilerlemediği için çabuk tesir gösterecektir. (Gerilim müziği) Bay Gustav, aynı suali size de sorayım. Evladınıza bulaşan hastalık size de bulaştı mı? Hayır. Benim bu hadiselerden haberim dahi yok. Şifayı reddediyorsunuz. Ben hasta değilim Hekim Efendi. (Andre) Hünkârımızın emriyle sizden kan alıp bazı tetkikler yapacağız. (Andre) Eğer hastalık sizde de varsa… …tetkik ettiğimiz kan bunu ortaya çıkaracaktır. O vakte kadar da burada misafirimiz olacaksınız, Gustav Efendi. (Kapı açıldı) (Gerilim müziği) Dışarıya çıkmıyorsun… …burada benim getirdiğim iki lokmayla yaşıyorsun. Zalman her yerde beni aratıyordur. Artık aratamaz. Zalman da Vladimir de Abdülhamid tarafından gözaltında. Abdülhamid onları da mı yakaladı? Bitti mi her şey? Vladimir yakalandı. Onun zehirlendiğini anlamış… …ve bir tertip kurmuş. Vladimir de tuzağa düştü. Ya Zalman? Henüz Zalman'ın ne vaziyette olduğunu bilmiyorum. Lakin hekimlere tetkik ettirecek. Ondan da hastalık çıkarsa… …Zalman’ın da ona ihanet içinde olduğunu anlayacak. Umurumda bile değil. Frida. Babanı kurtaracak tek kişi o. Eğer sen onu zehirden kurtarmazsan babanı da kimse kurtaramaz. Zalman’ı kurtarmalıyız Frida. Abdülhamid’e ifşa olmamak için zehirlendiğini kabul etmeyecektir. Onu kurtardığımızda hayatta olması gerek. Babanı oradan çıkarmalıyız Frida. (Gerilim müziği...) (...) (...) Hayırdır paşam? Karaso Efendi hâlâ bulunamadı mı Selim Paşa? Askerler arıyorlar, paşam. (Gerilim müziği...) (...) Bu böyle olmayacak. Al bu benim odamın anahtarı. Kapıyı içeriden kilitle ve beni bekle. Al. (Kapı kapandı) (Gerilim müziği) Anneciğim üzülme artık ne olur. Abdülkadir o tokadı hak etti. Naime biliyorsun ben bugüne kadar hiç el kaldırmadım Abdülkadir’e. Ben ona bir zarar gelecek diye daima korudum. O tokadı onu korumak için attın. O da bunu anlayacaktır. (Duygusal müzik) Lakin hata yaptım. Yaptığım şey doğru değildi Naime. Üstelik kendimi de haklıyken haksız vaziyete düşürdüm. Tutamadım kendimi. (Kapı tıklanıyor) Gel. (Kapı açıldı) -Sultanım. -Ne oldu kızım? Hünkârımız sizi huzura bekliyormuş. Sen çıkabilirsin. (Kapı kapandı) Beni çağırıyor. Ne diyeceğim ben? Bana niye o sokakta olduğumu sorunca ben ne cevap vereceğim hünkârımıza? Abdülkadir’i söylesem Mehmed’in vazifesini vermekten vazgeçer. Hakka bundan böyle Devlet-i Âli’de hiçbir görev vermez. Bütün itimadını kaybeder. Sussam bir şey söylemesem o zaman da yalan söylemiş olacağım. (Gerilim müziği) (Derin bir nefes aldı) Allah’ım sen yardım et. (Kapı açıldı) Madam. Fotoğrafları aldım. (Gerilim müziği) İyi ki elimizde bu fotoğraflar var Anna. Yoksa yaptığımız bütün tertip boşa gidecekti. Kurtulduğunu sanma Bidâr Sultan. Avucumun içindesin artık. -Hünkârım. -Sultanım iyi misiniz? İyiyim hünkârım. Sağ olun. Çok şükür çıktık o kargaşanın içinden. Çok şükür. Buyurunuz oturalım. Payitaht sokaklarında böyle bir hadise olması canımı sıkmıştı. İçinde sizin de olduğunuzu işitince büsbütün harap oldum. Biliyorum hünkârım. Affedersiniz. Sizi böyle merakta bırakmaktan dolayı hicap duydum inanın. O sokakta ne aradığınızı merak ediyorum. Üstelik tedbirsizce, yanınıza muhafız almadan gitmişsiniz. Hünkârım, böyle bir hadisenin cereyan edeceğini düşünemedim. Muhafızlara beklemelerini söyledim. Biz Zülfet’le alışveriş yapıp dönecektik aslında. Demek alışveriş yapacaktınız? Evet. Dükkân dahi olmayan o sokağa niçin gittiniz peki? Meraktan hünkârım. O taraftan sesler gelmeye başlayınca hadisenin ne olduğunu çok merak ettik… …ve gidip bakmak istedik. Sonra da o kalabalığın arasında kaldık ve çıkamadık. Kendinizi bile bile ateşe attınız yani. Biraz öyle oldu. Hata ettiğimi biliyorum. Lakin inşallah iyi niyetli olduğumu göz önünde bulundurursunuz… …ve lütfunuza mazhar olurum. Hekim Efendi nedir oğlumun vaziyeti, yürüyebilecek mi tekrar? Ben yürüyeceğine inanıyorum. Madam Blavatsky’den sizi o kadar çok dinledim ki… …nice hastalara şifa olmuşsunuz, tedavi etmişsiniz. Siz öyle diyorsanız ben de oğlumun yürüyeceğine inanıyorum. Biraz meşakkatli bir süreç bekliyor sizleri. Sabırlı olmanız gerek. Ne gerekiyorsa onu yaparız. Nasıl bir tedavi uygulayacağımı düşünüp sizleri bilgilendireceğim. Belki de Paris’e gitmenize gerek kalmayacak. Tedaviyi burada devam ettirebiliriz. Mehmed duydun mu? Tekrar yürüyebilecekmişsin Allah’ın izniyle yavrum. -Ay… -Anne? -İyi misiniz? -İyiyim yavrum, iyiyim. İyiyim… Ben iyileşeceğim de senin son zamanlardaki hâlini hiç iyi görmüyorum. Heyecandandır yavrum. Başım döndü biraz, o kadar. Bunca yıldır bir kere bile hastayım dediğini duymadım ki zaten. Hekim Efendi sizden annemi de detaylıca muayene etmenizi rica edeceğim. (Mehmed) Son zamanlarda fazlasıyla hâlsiz. Böyle sessiz sakin olmasına hiç alışık değilim çünkü. Ben lüzum görürsem muayene olurum. Merak etmeyin. Hakanım. Hakanım, Gustav Efendi hastalığı kabul etmedi. Andre Efendi’ye kan numuneleri aldırdım. Bizzat tetkik ettiriyorum. Âlâ. Gustav Efendi güya devlete hizmet etmişti. Hangi devlet paşa? Bize mi, İngiliz’e mi, Rus’a mı? Şüpheler haddi aşınca tedbir almak şart. Ben de sizinle aynı fikirdeyim hakanım. Andre Efendi’nin yaptığı tetkikler bizi bir noktaya vardıracak. Lakin Gustav Efendi de zehirlendiyse… …Tahsin Paşa’mızı zehirleyenlerle… …Gustav ve Vladimir’in bir iç hesaplaşmada olduğunu anlayacağız hakanım. Karşımızda bir cephe var paşalar. O cepheyi daraltıyoruz. Evvela Karaso’yu, sonra da Vladimir’i tutukladık. Cephe gitgide daralıyor. Hakanım lakin Karaso Efendi’yi hâlâ bulamadık. Mutlaka sarayda bir yerde. Bütün binaları, odaları tek tek arayınız. (Ahmed) Emredersiniz hakanım. (Gerilim müziği...) (...) (...) (Gerilim müziği...) (...) Paşam, odanız açılmıyor. -Anahtarını kaybettim. -Açmak zorundayız. Ben odamda kim var, ne var bilmez miyim? (Asker) Paşam açmak zorundayız. (Gerilim müziği) Ne oluyor burada? Selim Paşa odasının anahtarını kaybetmiş paşam. İçeriye giremiyoruz. Selim, hakanımızın emridir. Her oda aranacak. (Gerilim müziği) Kimse yok paşam. (Gerilim müziği) Anneciğim, babamla konuşabildin mi? Anlattı mı ona hakikati? (Dram müziği) Hayır Naimeciğim, anlatamadım. Babana yalan söyledim Naime. Kendini suçlama anneciğim. Sen sadece Abdülkadir’i korumaya çalışıyorsun. Ya korumaya çalışırken daha beter ateşe atıyorsam? Belki de baban bilse farklı bir tedbir alacak… …belki Abdülkadir için daha iyi olacak. Hayır, hayır anne. Babamın alacağı her türlü tedbir Abdülkadir’i daha da çıldırtacaktır. Sen de bunu çok iyi biliyorsun. İyi de Naime baban elbet bir gün hakikati öğrenecek. O vakit ne olacak? Usulünce anlatırsın. Niçin endişe ettiğini söylersin babama. Eminim seni anlayacaktır, seni affedecektir. Ben kendimi affetmiyorum ki… …hünkârımız beni nasıl affetsin? Sabah keşfettim burayı. Mehmed muhakkak görmeli dedim. İnsan sevdiğiyle her güzelliği paylaşmak istiyor. (Duygusal müzik) Ben seninle sadece güzellikleri değil… …her ânı paylaşmak istiyorum. Ömrümüz ne getirirse, bahtımıza ne çıkarsa. Sevinciyle hüznüyle bir hayatı paylaşmak istiyorum seninle. (Duygusal müzik) Ne oldu? Neden doldu gözlerin böyle? Tamam, ne kadar hüzün varsa hepsini üzerime alıyorum. Sen yeter ki hep gül. Mehmed ben… …seni seviyorum. Seni çok seviyorum. (Ağlıyor) Hazreti Mevlâna’nın da dediği gibi… …“Hiçbir yere sığmadı aşkın, gönlüme sığdı yalnız.” Şimdi gönlüme de sığmıyor. Gözlerimden akıyor. (Gerilim müziği) (Kapı açıldı) (Gerilim müziği) Eğer seni odadan beş dakika önce çıkarmasaydım yakalanmıştın. Oh! Buradan çıkış yok. En iyisi teslim olmak. Efendimin emri seni saraydan çıkarmak. Eğer başka bir yolu yoksa yeni bir yol açacağım… …ama seni saraydan çıkaracağım. Majesteleri, işittik ki Osmanlı, Bağdat Demir Yolu hamlesi başlatıyormuş. Biz, komşumuz olan Osmanlı Devleti’nin… …Rusların demir yolu tecrübelerinden faydalanmasını beklerdik. Rusların demir yollarını Ruslar mı yaptı Fransızlar mı? Fransa’nın dış yatırımlarının yüzde 70’i Rusya’ya. Sizin demir yollarınızı Fransızlar yaptı. Bu hususta İngilizlerin tecrübesini görmezden gelemezsiniz diye düşünüyorum. Elbette ki İngilizler demir yolu hususunda tecrübeli. Lakin Hicaz Demir Yolu meselesinde yaşadığımız husumeti unutmadık. Majesteleri, biz buraya sizin demir yolunuza talip olmak için gelmedik zaten. Niçin geldiniz peki? O demir yolu işinin yapılmaması için elimizden ne geliyorsa… …onu yapacağımızı söylemeye geldik. Bağdat’a gidecek olan bir demir yolu İngilizlerin bütün ticaretini baltalar. Açıkça söylemek isteriz ki… …Bağdat demir yolu İngiliz hükümetinde bir infial uyandırdı. Yapmamanız gereken bir hamle yaptınız. (Rus Sefir) Rus Çarlığı da endişeli. Bu işten vazgeçin. Karşıma gelip memleketimde ne yapıp ne yapamayacağımı mı söylüyorsunuz? (Abdülhamid) Burayı Hindistan mı sandınız? İran mı sandınız? Kendinizi sömürge valisi olarak mı görüyorsunuz? O demir yolu yapılacak. Bağdat’a varacak. Sizler de bunu izleyeceksiniz Çıkın! (Gerilim müziği) (Tramvay çanı çalıyor) (Tramvay sesi) Sizi gördüğüme o kadar çok sevindim ki. Hoş geldiniz. Buyurun şöyle oturun lütfen. (Cemile derin nefes aldı) Evet, otursam iyi olacak. İki adım yol yürüdüm. Dizlerimde takat kalmadı. -Ah. -Anna. Bize o güzel şerbetinden getir lütfen canım. (Anna) Tabii madam. Beslenmenize daha dikkat etmelisiniz. Belki de oğlunuzla alakadar olurken kendinizi ihmal etmiş olmalısınız. Belki de. Allah’tan bugün Hekim Efendi bize çok güzel haberler verdi. Oğlum Mehmed, yakında ayağa kalkabilecekmiş inşallah. Ben ondan emindim zaten. (Kapı açıldı) -Ben size şerbetinizi getireyim. -Sağ olun. (Gerilim müziği) Buyurun. -Sağ olun. -Afiyet olsun. (Gerilim müziği) Bir de sizden hayırlı havadisler alabilseydim. Bulunmak istemeyen birini aramak ne kadar zordur, bilirsiniz. Haklısınız. Lakin böyle beklemek de çok zor. Endişe etmeyin. Bakın, bitkin düşmüşsünüz. Biraz dinlenin, gezin, keyifli vakit geçirin. Esasında ben bugün... ...aşevimizi işleriyle alakadar olmak istemiştim ama... ...o kadar takatsizim ki. (Blavatsky) Siz onu hiç düşünmeyin. Ben her şeyle alakadar oluyorum. Sağ olun madam. Sağ olun. (Müzik) Uyudu mu? Bırak bizimle uğraşmayı... ...gözünü bile açamıyor. Düşün, saraya kadar dayanamadı. Gülcemal ne âlemde peki? Gözünü onun üstünden ayırma demiştim. Tıpkı tahmin ettiğiniz gibi madam... ...Gülcemal, Mehmed Efendi’ye gönlünü fena kaptırmış. Geçen akşam bahçede onun için mum ışığında bir yemek hazırladı. Bugün de bahçede birbirlerine ilanıaşk ediyorlardı. Onu uyarmıştım. Hislerinin vazifesini perdelemesine asla müsaade edemem. Bu izdivaç bizim için o konağın tapusu demek. İkisini boşamadan ayırmanın bir yolunu bulalım. (Müzik) (Abdülhamid) Zeki Paşa hakkındaki iddialar çürütülene dek... ...komisyon azası olarak Zülüflü İsmail Paşa vazife yapacak. Mahmud Paşa, Zeki Paşa hakkındaki vesikalar tetkik edildi mi? Hünkârım, bütün vesikaları tetkik ettik. Vesikaların hepsi gerçek. Lakin bu vesikalar dışında da Zeki Paşa’yı... ...suçlayacak herhangi bir delile rastlamadık. (Abdülhamid) Dikkatli olmalıyız paşalar. (Abdülhamid) İngiliz ve Ruslar açıkça düşmanlıklarını belli ettiler. Bu saatten itibaren bize her türlü iftirayı atabilirler. Yolumuzdan çevirmek için türlü hileye başvurabilirler. Filhakika, Zeki Paşa'yla ilgili yeni vesikalar... ...gelmedikçe hakkında karar vermeyeceğiz. Bu mesele hakikate kavuşana kadar elimden geleni yapacağım hünkârım. Zeki Paşa meselesinin arkasından başka bir iş çıkabilir. (Abdülhamid) Onunla bizzat konuşacağım. O dönene kadar vekâleten siz vazife alacaksınız. Emredersiniz. (Abdülhamid) Şimdi demir yolunun nasıl yapılacağına dair hamlemizi belirledik. Bir şirket kurulacak. Bay Georg'u davet ettik. Bay Georg, Alman Bankası Genel Müdürü. Başka bir şirkette de idareci. Hem Alman Bankası hem Bay Georg şirketin yatırımcılarından olacak. Hünkârım, bu ortalık tam olarak nasıl bir ortaklık olacak? (Abdülhamid) Şirketin hâkimiyeti bizde olmalı paşa. Şirketin tahvilleri halka arz edilecek. Her kilometre için 275.000 franklık Osmanlı tahvili çıkarılacak. Parayı böyle bulacağız zannedersem hünkârım. (Abdülhamid) Aynen öyle. Şirket hakkında çıkacak kötü havadislere karşı dikkatli olmalıyız. Şirketin itibarı yüksek olmalı. Tüccar, şirketin kendisine kârlı bir menfaat sağlayacağına inanmalı. Şirketin kuruluş işlemlerini başlatınız. Bay Georg geldiği vakit diğer pazarlıklar yapılacak. Emredersiniz hünkârım. (Müzik) Hünkârım bir de Mehmed Efendi’den boşalan vazife var. Kendisi Paris’te tedavide olduğu müddetçe vekâleten yerine kim bakacak? Düşündüğünüz bir isim var mı? Var paşa. Abdülkadir Efendi daha evvel bu vazife için hazırlık yapmıştı. Alamayınca bana gönül koymuştu. Bu müddette Mehmed Efendi’nin yerine vekâlet edebileceğini düşünüyorum. Çok isabetli düşünmüşsünüz hünkârım. Çok münasip olur. Sizce vazifeyi layıkıyla yapabilir mi? Hiç şüphem yok hünkârım. Canla başla çalışıp ona verdiğiniz bu fırsatı heba etmeyecektir. İnşallah. (Müzik) Abdülhamid'in düşmanı bizden çok mühim bir iş istiyor. Şimdi karar verme zamanı. Ya onunla beraber yol alacağız ya da tarih sahnesinden silinip gideceğiz. Peki, prensim ne istiyorlar? Harp. Affedin prensim lakin... ...sizi Abdülhamid’den daha çok korkutan bu adam... ...kimdir, gücü nedir, kimlerle beraberdir? Yakında öğreneceksiniz kim olduğunu. Ama şunu bilin ki onun gücü bir haçlı ordusu kurmaya yeter. (Ferdinand) İstediği devleti yerle bir eder. Osmanlı'yı yıkmak için payitahtta değil mi? Abdülhamid’e de çok yakın. Evet. Şimdi de beni tehdit ediyor. Avrupa'da bir kralı öldüreceğine dair yemin etmiş. Hangi kral? Eğer istediklerini yapmazsam ölecek olan ben olacağım. (Boğazını temizledi) Prensim... ...belli ki... ...gücünüz bu kişiye yetmiyor. O yüzden ben derim ki istediği her şeyi yapalım. Yapacağız. Mecburuz. (Müzik) Ne olursa olsun benimle beraber misiniz? Sonuna kadar sizinleyim prensim. Ya sen Halil Halid Bey? Sizinleyim prensim. Alın içeri! (Gerilim müziği) Emrinizdeyim prensim. Prensim neden? Harp lordu öyle istiyor. Zindancı, IMRO’nun lideri olarak bizimle beraber olacak. (Ferdinand) Anlat. Her şeyi unutup bir an önce işe koyulmalıyız. İsyanı başlatmak için yapmamız gereken ilk iş telgrafhaneyi işgal etmek olacak. (Ferdinand) Zindancı'ya bütün tedhişlerinde yardımcı olacağız. Emredersiniz prensim. Hemen işe başlayın. (Gerilim müziği) Karaso’yu marangozhanenin deposuna sakladım. -Ama oradan çıkaramıyorum. -Onu oradan çıkartman şart. Daha önemlisi Andre’nin, raporunu hazırlamadan ortadan kaldırılması lazım. Eğer Andre, Zalman’ın zehirlendiğini... ...ortaya çıkartırsa bu Zalman için hiç iyi olmaz. Çünkü Zalman’ın başkaları gibi diplomatik bir vazifesi yok. Bir fikrim var. Umarım işe yarar. Fikrimin ne olduğunu sormayacak mısın? Mesuliyet almamak için öğrenmek istemiyorum ama... ...tek umudumuz sensin. (Müzik) Ama riskli bir iş. Hem... ...hem ben... ...hem ben... ...kimin için çalışıyorum? Hem... ...ben... (Selim Paşa inliyor) -Kimin için çalışıyorum? -(İsmail) Selim Paşa. Selim Paşa iyi misiniz? (Müzik) Sen de kimsin? Şey ben... ...yani sen beni tanımıyor musun? Sen. Seni tanıyorum. Sen hünkârımızın paşalarındansın. Evet. Hünkârım. Hünkârım. Hünkârımız nerede? Onu çok özledim. -Hünkârım. Beni hünkârımıza götürün. -Tamam, bak bak. Ben sen hünkâra götüreceğim tamam mı? Sakin ol. Evet, hünkârımızı çok özledim ben. (Selim) Hünkârımız. (Düşme sesi) (Gerilim müziği...) (...) Ne yapacağız? Ben kurtuldum. (Vladimir) Ya sen? Sen ne yapacaksın? Bekleyeceğiz. Kabul et. Her şeyi kabul et, Abdülhamid’in merhametine sığınalım. (Müzik) Seni öldürürüm Vladimir. Gözümü bile kırpmam. Buracıkta öldürürüm. Biz buraya teslim olmaya değil teslim almaya geldik. Böyle mi? Seni ve Karaso’yu da Abdülhamid’in eline bırakmayacağım. Umarım Zülüflü ve Sabahattin akıllı davranır da beni buradan kurtarır. Öyle olsa bile Zeki Paşa’ya iftira attığın ortaya çıkacak. Ben bütün işimi iki kâğıtta yazan rakama bırakmam evlat. Bekleyeceğiz. Bekleyeceğiz. (Müzik) -Hünkârım. -Zeki Paşa. Hakkınızda söylenenler delilli. Bizim mühendislerimizi İngilizler hesabına çalıştırdınız mı? Hayır, asla hünkârım. (Bastonu vuruyor) Buyurunuz, oturunuz. Kahveyi çok sevdiğinizi biliyoruz paşa. Biz de kahve içelim, dostça konuşalım istedik. (Gerilim müziği) (Kapı kapandı) (Gerilim müziği) (Kapı açıldı) Buyurunuz. Bismillah. (Gerilim müziği) (Abdülhamid) Size tekrar sormak istiyorum Zeki Paşa. Mühendislerimizi İngilizler hesabına çalıştırdınız mı? (Gerilim müziği) Hünkârım. Hünkârım, ben paraya esir oldum. (Zeki) Borçlarım vardı. İngiliz şirketi mühendisleri kendi hesaplarına çalışmamı istedi. Ben de bu işe... ...kendi borçlarımı ödemek için girdim hünkârım. Mecburdum. Siz ne diyorsunuz paşa? (Abdülhamid) Borcunuz vardı. Kendi menfaatinizi milletin menfaatinden üstün gördünüz. (Abdülhamid) Üç kuruşa mı sattınız kendinizi? Bize gelseydiniz... ...vatan, millet, devlet sevdam, sadakatim şu kadardır deseydiniz. Biz size o parayı verir vazifeden alırdık. Üç kuruşa vatan satan üç kuruşa köle olur. Konuşulacak bir mesele kalmadı efendi. (Bastonu vuruyor) -Ahmed Celaleddin Paşa. -Emredin hakanım. -Lüzumlu olanı yapınız. -(Ahmed) Emredersiniz hakanım. (Müzik) Zeki. Bu şanlı devletin rütbelerini... ...taşımak alçaklara yakışmaz. (Müzik) (Halil) Telgraf hattı IMRO’nun idaresine girdi prensim. Güzel. Kruşevo yakınlarına ihtilalci kardeşlerim toplanıyorlar. İsyan ne vakit başlayacak? Aziz İlyas Günü'nde. O gün bütün Makedonya ve Balkan halklarının bayramıdır. Tarih bu günü kurtuluş bayramı olarak tekrar yazacak. Çıkabilirsiniz. Prensim çıkmadan önce size takdim etmem gereken bir şey var. (Gerilim müziği) Kötü bir haber mi? (Gerilim müziği) Evet. Hangi kralın öleceğini söylüyor. Prensim, hangi kral öldürülecek olursa olsun... ...Avrupa’da bütün dengeler altüst olur ki... ...bu bizim işimize gelmez. Buna mâni olmalıyız. Olamayız Halil Halid Bey. Boşuna çabalamaya lüzum yok. Biz işimize bakalım ki onun hışmına uğrayıp da canımızdan olmayalım. (Gerilim müziği) -(Frida) Gelecek mi? -Haber yolladı. Gelecektir. Babamın vaziyeti ne acaba? Frida, Zalman güçlü adamdır. Babanı kurtaracaktır. Peki, sen ne yapacaksın? Babanı kurtardıktan sonra yani. Niçin buradasın? Abdülhamid, müstebit eli kanlı bir zalim. Bu harp ne seninle Abdülhamid’in ne de babamla Abdülhamid’in arasında. Bir tarafta vatan var, diğer tarafta istibdadın müsebbibi Abdülhamid. Vatanın evlatlarının emeceği süte göz dikmiş paşalar... ...askerler, saray eşrafı var Sabahattin. Frida... ...sen hayatımda gördüğüm en akıllı cinsilatifsin. Cinsilatif. Latif, hoş... ...yumuşak, nazik manasında. Öyle. Kadınları tanıtacak tek kelimen bunlar mı Sabahattin Efendi? Senin sınıf fikrinde kadınlar ayrı, diğerleriyle karışmayan bir sınıf mı? Sadece hoş olabilirler... ...güzel olabilirler, nazik olabilirler kadınlar öyle mi? Hayır yok. Yok, ben öyle demek istemedim. Ben iltifat etmek istedim sadece. İltifatın, letafet dışında bir noktası olmalı. Ben latif değilim, zekiyim Sabahattin. Kadınların da ne kadar zeki olabileceğini hepinize göstereceğim. (Müzik) Ne kadar zeki olduğunuzu anladım. Bayan Frida, ben İsmail Paşa. Memnun oldum efendim. (Müzik) Bir mevzu var. Oturun. (Müzik) (Kapı kapandı) (Gerilim müziği) "Benim sözümü dinleyip cepheni Abdülhamid’e karşı... ...genişlettikçe ölüm senden gittikçe uzaklaşıyor. Lakin ben vadettiğim ölümü gerçekleştireceğim. Ve bir kralı öldüreceğim. Senin sarayına doğru yola çıkan bir kral var. Onu en iyi şekilde ağırlamanı istiyorum. Kral Aleksandar ve Kraliçe Masin." Sırp kralını öldürecekler. (Gerilim müziği) Babanızı kurtarmak üzereyiz. Onu zindandan çıkardık. Bir depoda... ...ama onu oradan çıkartacak Selim Paşa. Selim Paşa’ya ne oldu? Hünkârım diye tutturdu. (İsmail) Bir şeyleri hatırlıyor. Sabahattin ona ne oldu biliyor musun? Zalman, türlü hile ile kendine bağlamıştı bunu. Ara ara gidip geliyor, kafası karışıyor. Peki, şimdi durumu ne? Onu bayıltmak zorunda kaldım. Yani uyanınca onu tutamam. Abdülhamid’e gidip her şeyi anlatır. (Sabahattin) Zalman, ona bir ilaç koklatıyordu. Selim Paşa da kendisine geliyor ve Zalman’a sadık kalıyordu. Bir tür müptela etmiş anlaşılan. Onu bulmalıyız. Selim Paşa’yı ancak böyle durdurabiliriz. Her an uyanabilir. Ve uyanınca da Karaso’nun yerini Abdülhamid’e söyleyecektir. Bununla da kalmaz, hepimizi ihbar eder. Öyleyse ilkin Selim Paşa’yı uyutmak için bir ilaç vermeliyiz. Sonra da Zalman'la görüşüp Selim Paşa’yı müptela eden ilacı ona vermeliyiz. (Gerilim müziği) Zeki Paşa. Adam itiraf ediyor. Para için vatanımı sattım, diyor. Devletime ihanet ettim, diyor. Akıl alır gibi değil hünkârım. Borcu varmış hakanım. Bu belki de bizim eksikliğimizdir. Anlamadım hünkârım. Memurumuzla kâfi miktar alakadar olamadık belki. Hakanım, bir Osmanlı yüksek memuru evet aldığı maaşla zengin olmaz... ...lakin bu memlekette iyi yaşar. Hem aldığı maaş yetmiyorsa ya israftadır ya da hesap bilmiyordur. Yine de bu mevzuyla alakadar olmalıyız. (Abdülhamid) Tahsin Paşa, bir kararname çıkar. Bundan böyle yüksek memurlarımız dışarıdan borçlanmayacak. Paraya ihtiyaçları varsa evvela bize gelecekler. Bir sandık kuracağız. İhtiyacı olanın borcu o sandıktan karşılanacak. Sonra da maaşından tenkisat yapacağız. Emredersiniz hünkârım. (Müzik) (Kuşlar ötüyor) Burası. (Halil) Asaf! (Kuşlar ötüyor) -Dayı. -Kolay buldun mu? Vallahi bıraktığın harita olmasaydı bulamazdım Dayı. Diğerleri nerede? Diğerleri de ormanda, hepsi de iyi çok şükür. (Halil) Tamam. Asaf mühim bir mesele var. (Halil) Herkesin korktuğu birisi var. O her kimse Sırp kralını öldürtecek. Ne diyorsun sen Dayı? Kral öldürmek kolay mı? Onun için öyle olmalı. Biz Prens Ferdinand’la yoldayken bizi kaçırttı. Sonra bizi öldüreceklerken bir emirle bizi tekrar kurtardı. Her kimse tehlikeli olduğu, güçlü olduğu kesin. Bu mesele mühim. Ne yapıp edip o suikasta mâni olmalıyız. Tamam Dayı, ben konuşurum tedbir alırız. Lakin evvela IMRO’nun işgal ettiği telgrafhaneyi zapt edin. Telgrafhane meselesi de mühim. Diğer vazifeye sonra bakarsınız. Oradan haberleşmeyi kesip yardım gelmesini geciktirmek istiyorlar. Aziz İlyas Günü’nde isyana başlayacaklar. Eyvallah Dayı. Her şey hallolur hallolmasına da… …bir de sen aramıza katılsan tüm dertlerimiz biter be Dayı. Meraklanma, çok yakında onların da karşısına çıkacağım. İnşallah Dayı'm inşallah. Asaf Efendi! Ne haltlar karıştırıyorsun lan sen? Ne karıştırması Söğütlü? Yolda Dayı'yla rastlaştık. Buluştuk konuşuyorduk. Yalan söyleme bana, payitahtta da gördüm ikinizi. -Kes Söğütlü, hadi basın gidin! -İstihbarat aldığın adam... ...bu haindi değil mi? Yapma Dayı. Beraber çalışıyorsunuz, değil mi lan? İkiniz de hainsiniz! (Asaf Emre) Dayı yapma, bilmiyor! Bilse yapmazdı. Dayı yapma, bilmiyor! Aklın başına gelir. Kim olduğumu hatırlarsın. (Asaf Emre) Kendine gel Osman. Durmadan bize yardım eden hep Dayı'ydı. Depoda, ormanda... ...her baskın yediğimizde bize yardıma gelen, yardıma koşan hep Dayı'ydı. Artık ya buna inan... ...ya da defol git! Kardeşliğimiz bitsin. (Duygusal müzik) (Halil) Gel buraya gel. Bildim seni. Dayı. Hadi Söğütlü. Şimdi gidin. Asaf'a her şeyi anlattım. Gidin, lüzumlu olanı yapın. Sen de gel Dayı. Şimdi olmaz. Ben gelemem. Diğerlerine hiçbir şey söylemeyin. Bundan sonra da yine Asaf'la konuşacağım. Bir daha sakın takip etme. Eyvallah Dayı. Sen de kendini takip ettirme. Dayı... Ben onun beni takip ettiğini biliyordum. Ama ne yapayım? Aramızda sana en çok kini olan oydu. Öyledir. Lakin onun kini bana değil... ...hünkârımıza düşman olana. Ee, kendisi hünkârın has akrabası. Eyvallah Dayı. Hadi, hadi. (Müzik) (Kapı çalıyor) (Kapı kapandı) Hünkârım. (Tahsin) Bu zarfı size göndermişler. Kim göndermiş? (Tahsin) Kimin gönderdiği belli değil hünkârım. Bir çocuk vasıtasıyla göndermişler. Muhafızlarımız almış. İçinde ne var paşa? Fotoğraflar. Siz görseniz daha iyi olur hünkârım. (Gerilim müziği...) (...) Neredesiniz siz? Çericilerle karşılaştım ben. Beyim. Söğütlü kardeşim beni takip ediyormuş. Senin haberin var mıydı beyim? Vardı. Senin şu istihbaratçıyı tanıyalım istedik. Ama Söğütlü'den de iş çıkmadı. Vallahi beyim... ...ben budan sonra hiçbir şeyi merak etmiyorum. Bir takip edelim dedik... ...başıma gelmedik iş kalmadı. Bize de beklemekten başka çare kalmadı. Artık Asaf Efendi ne zaman isterse o zaman anlatır. Görüştün mü adamınla? Görüştüm beyim, görüştüm. IMRO'cular. Telgrafhaneyi işgal etmiş beyim. Demek isyana hazırlanıyorlar. Aziz İlyas Günü’nde. Kuruşevo civarında. Sen nerden biliyorsun? Yolda gelirken söyledi beyim. Nereden bileceğim başka? İyi o zaman. Gidelim de telgrafhaneyi işgalden kurtaralım. Ne oldu beyim? Ulan... Siz bir işler çeviriyorsunuz. Eğer yakalarsam... ...çok pis döverim. Çok döverim. Yürüyün lan! Yürüyün! Mehmed Efendi'nin son vaziyeti nedir? Muayene ve bütün tetkiklerini yaptım. Gördüğüm kadarıyla Türk hekimleri de doğru bir tedavi uygulamaktalar. Tedaviye burada devam edebilir. Mehmed Efendi bir seneye kalmaz ayağa kalkar ve yürür diye tahmin ediyorum. Hayır. Mehmed Efendi burada değil, Paris'teki kliniğinizde tedavi olacak. Çiçeği burnunda karısını payitahtta bırakıp... ...sizinle Paris'e gitmek mecburiyetinde kalacak. Bugün Hekim Efendi, Mehmed'in tekrar ayağa kalkabileceğini söyledi. Belki de Paris'e gitmesine lüzum kalmayacakmış. Hamdolsun. Mehmed, çalışkan, sebatkâr bir evlat. İnşallah kendisi de gayret gösterecek. En kısa sürede iyileşecek. İnşallah. Lakin siz bitkin görünüyorsunuz kardeşim. Evet halacığım. Yüzün de solgun görünüyor. Senelerin yorgunluğu, üstüne de Mehmed'in durumu... ...biraz bünyem zayıf düştü herhâlde. Eskiden benimle daha çok alakadar olurdunuz. Yediğime içtiğime, kıyafetlerime... ...hep alakadar olurdunuz. Seni ihmal ettim Nureddin. Kusuruma bakma. Haklısın. Bundan böyle daha çok alakadar olacağım seninle. Ben müsaadenizle odama gitmek isterim. Müsaade sizin. Ben de müsaade istiyorum babacığım. Anneciğim. Eminim yapacak çok vazifen vardır. Sizin kadar olmasa da benim de işlerim var babacığım. Maşallah, maşallah. Bu akşam sessizsiniz sultanım. Suskunluğunuzun sebebini öğrenebilir miyiz? Sizleri dinliyorum. Cemile Sultan'ın verdiği haber beni gerçekten çok mutlu etti. Bu hâlinize pek alışık değiliz. Sizi üzen, endişelendiren bir şey mi var? Yok hünkârım. Siz beni merak etmeyin. Siz benim başımın tacı gönlümün süruru değil misiniz? Sizi elbette merak edeceğim. (Abdülhamid) Madem endişelenecek bir mevzu yok diyorsunuz... ...daha evvel her sözünüze itimat ettiğim gibi... ...buna da itimat edeceğim. Afiyet olsun. Hünkârım. Henüz yemeğiniz bitmedi. Siz de beni merak etmeyiniz. (Müzik) Ne yapacağım ben Naime? Bir yalan söyledim. Beni bataklık gibi içine çekiyor. Ne yapacağım? (Naime) Ebediyen yalan söyleyecek değilsin ya? Abdülkadir vazifeyi alsın, muvaffak olsun... ...elbet gerçeği anlatırsın babama. Bunların ne işi var benim odamda? (Abdülkadir) Kim koydu bunları odama? Ben emrettim getirmelerini. Hünkârım. Lakin bu... Bunlar size karşı iddialarla dolu. Biliyorum. Bunları okumadığımı mı düşünüyorsun evladım? Bilakis. Beni tasdik eden, öven yazılardan ziyade... ...muhalif yazıları okurum. Bakarım. Anlattıklarında hakikat var mı? Varsa kendimi... ...yoksa onları ikaz ederim. Ben de sözlerinin dinlenmesi gerektiği taraftarıyım. Bunun için mi sokakta, onlarla birlikteydin? Bak evladım. Bundan sonra onların fikirlerini öğrenmek için sokağa çıkmana... ...saraya gizli gizli muhalif neşriyat sokmana lüzum yok. Hepsi burada. Oku, düşün. Hem böylece annen de rahat eder. Senin peşinden gelip kendini tehlikeye atmaz. Annemin gelip size haber vereceğini tahmin ediyordum. Keşke ondan duysaydım. Keşke o söylemiş olsaydı bana. Lakin söylemedi. Seni korumak için hakikati gizledi. Kendini bile bile ateşe attı. İsmail Paşa'm. (Mahmud) İsmail Paşa'm. Ah... Of... Hünkâr... Hünkârımla görüşeceğim. Tamam. Tamam. Paşam, Selim Paşa bayıldı. -Nesi varmış? -Bilmiyorum. Ama hekimlere haber vermek gerekiyor. Ben derhâl hekimlere haber vereyim paşam. Paşam, paşam! Hekimler geldikten sonra rica edeceğim... ...siz de derhâl geliniz. Zira mühim bir komisyon toplantımız var. -Tamam. Geleceğim. -Tamam paşam. (Asker) Destur! Sultan Abdülhamid Han Hazretleri! Karaso Efendi'den haber var mı? Her yere baktık hakanım. Saraydan çıkamaz. Lakin bulamıyoruz da. Emniyet tedbirleri? (Ahmed) En üst seviyede hakanım. Kapılar, kiler kapıları, giriş, çıkış... ...her taraf tutulmuş vaziyette. Saraydan çıkması mümkün değil. Karaso Efendi içeriden yardım almadan bu kadar uzun süre saklanamaz. (Ahmed) Ben de sizinle aynı fikirdeyim hakanım. Lakin kimden yardım alıyor olabilir ki? Baksanıza. Zeki Paşa dahi satın alınabiliyor. Tahsin Paşa. Bu kadar kirin arasında... ...temiz kalmak şart. Öyle değil mi? Şart hünkârım, şart. Temiz kalmak şart. (Müzik) Kusura bakmayın paşalar. Geciktim. Paşam. Selim Paşa'nın vaziyeti nedir? Hekimler geldiler. Bayılmış. Şimdi uyuyor. Yani bir şeyi var mıymış? Yok paşam, yok. Evvelinde yaşadıkları onu çok yıpratmış. O zaman acil şifalar olsun. -Âmin. -Âmin. Evet paşalar. Biz işimize bakalım. Hünkârımız bu şirketle alakalı olarak... ...Bay Georg'un geleceğini söyledi. Almanlar bu işi çok istiyor paşam. -Elimiz güçlü. -Evet. Almanlar istiyor. Lakin bildiğimiz kadarıyla da... ...İngilizler ve Ruslar da tedirgin. Vallahi paşam, onların tedirginliği bizi hiç alakadar etmiyor. Bakın paşam. Dünya siyasetini iyi görmek gerek. Almanlara Bağdat Hattı'nın imtiyazını verdiğimizde... ...İngilizler Basra cihetini istila etmeyecek midir? Hakeza Ruslar, Trabzon civarını... ...zapta kalkmayacaklar mıdır? Maazallah, böyle bir durum vuku bulduğunda... ...Alman Devleti, bu iki şiddetli devlete karşı silahlanıp... ...müdafaa mı edecek... ...yoksa Girit meselesinde olduğu gibi... ...uzaktan seyirci mi kalacaktır? Ebette seyirci kalacaktır. Her iki durumda da Rusların tecavüze kalkışması... ...İngilizlerin işine kati suretle gelmeyeceği için... ...İngilizler, Bağdat Hattı'nın imtiyazıyla yetineceklerdir. Ama öncesinde... ...Almanlara imtiyazı vereceğimizi belli edersek... ...İngilizlerde istila fikri vaktinden evvel uyanacak. Rusların tecavüzüne meydan vereceklerdir. Almanlara biz imtiyazı verdiğimizde... ...İngilizler de Ruslar da... ...bu oyuna daha sert gireceklerdir. Yani ne dersiniz paşam? Hünkârımız bu siyaseti görmez mi dersiniz? Estağfurullah. Estağfurullah. Elbette ki görür. Lakin cesurca adımlar atar. Peki ne yapmamız lazım gelir? Bence hem İngilizleri hem Rusları oyunun içinde tutalım. Almanlara... ...işi verdiğimizi hemen beyan etmeyelim. Bırakalım, mücadele etsinler. Ha, biz imtiyazı yine Almanlara verelim. Ama öncesinde siyasetimizi yapıp... ...vakit kazanalım. (Tevfik) İsmail Paşa doğru söylüyor. Hünkârımızı bu hususa ikna edelim derim ben. Bu komisyonun ilk vazifesi... ...teklif söylemektir. Bu teklifimizi hünkârımıza iletelim. Artık o ne derse öyle yaparız. Eyvallah. En doğru fikir budur. (Kapıya vuruluyor) Gel. Sultanım. Söyle kızım. Şehzademiz gönderdiler. Ver bakayım. Sen çıkabilirsin. (Kapı kapandı) (Gerilim müziği) (Bidâr iç ses) “Babam biliyor." Benim burada olmam büyük risk. Şimdilik gelebiliyorsunuz. Hastalığım sebebiyle beni burada tutuyorlar. Ama iyileşince zindana atacaklar. O zaman hiç gelemeyeceksiniz. Her şey daha kötüye gidecek. (Öksürüyor) Hepimiz büyük risk altındayız İsmail Paşa'm. Selim Paşa'yı size sadık hâle getiren bir iksir varmış. Ona ulaşmam gerek. Ona ulaşmam gerek. Mesele anlaşıldı. Benim mekânda, kasanın içinde. Şifresi 1789 Fazla vaktimiz yok. Andre Efendi meseleyi kısa sürede çözecektir. Önce onu halletmemiz lazım. Bu da Frida'nın size hediyesi. Başımıza bunca işi açan o küçük şişe. (Müzik) Hünkârımız döndü mü? Döndüler sultanım. Güzel. Kendisini görmek isterim. Müsait mi acaba? Yanında kimse var mı? Hayır sultanım, yok. Müsaadenizle ben kendilerine haber vereyim. Sultanım, hünkârımız müsait olmadığını... ...sizleri huzura kabul edemeyeceklerini söyledi. (Duygusal müzik) Pekâlâ. (Duygusal müzik...) (...) (...) Ölümün kıyısından... ...dönüp duruyoruz kardeşim. Mukadderat. Hakkını helal et dediğimde... ...hiçbir şey demedin. Ölmeyeceğimizi biliyordum. Hmm... Öleceğimizi bilsen... ...eder miydin peki? Onu o vakit konuşuruz. (Kapı açıldı) Prens sizi çağırıyor. Neden? Mühim bir misafiri geliyormuş. Onu karşılayacağız. (Gerilim müziği) Beyim! Beyim, çok kalabalıklar. Telgrafhaneyi zapt etmiş kefereler. Yardım lazım. Beyim, aslında benim sana söylemem gereken daha mühim bir mesele var. Ne meselesi? Sırbistan kralı, Sofya'ya doğru yola çıkmış. Ee? Beyim, şu istihbarat aldığımız adam. Sırp kralının öldürüleceğini söyledi. Kim kimi öldürüyor balalar? Lan siz benimle dalga mı geçiyorsunuz? Ne iş çeviriyorsunuz lan siz? Neden yarım yamalak malumat veriyorsunuz bana? Beyim, söyleyecektik söylemesine de... ...önce şu telgraf meselesini bir halledelim dedik. Nerede, ne zaman yapacaklar? Beyim. Bir harita var elimde. Kralın yol güzergâhı. Beyim, kral Sofya'ya girmeden öldürecekler. Ulan ben sizin... Toparlanın. Gidiyoruz, hadi. Bir misafirimiz gelecek. Sırp kralı... ...ve zevcesi. Neden geliyorlar prensim? Sırp kralı kendi başına buyruk hareket etmeye başladı. Halkın da teveccühünü kaybetti. Ruslar rahatsız. Burada bir masa kurulup... ...kendisine gerekli ikazlar yapılacak. Sizinle görüşemeden öldürülecek. (Gerilim müziği) Zindancı ne derse yapın. (Gerilim müziği) (Mahmud) Hünkârım. Komisyonun son toplantısında çok mühim meseleleri tartıştık. Nedir paşa? Zülüflü İsmail Paşa, ihaleye İngiliz ve Rusların da... ...dâhil edilmesinin iyi olacağını söyledi. Her iki devletin de işgale hazırlandığını... ...bu demir yolu işini bahane ederek işgale kalkışabileceklerini söyledi. Bunu engellemek için de her iki devletin katılımından sonra... ...ihalenin yapılmasının uygun düşeceğini söyledi. Biz tehlikeyi bilmiyor muymuşuz paşa? Estağfurullah hünkârım. Ben de aynen böyle söyledim. Lakin-- (Abdülhamid) Lakin... ...yine de mesuliyeti üzerinizden atmak istediniz. Vallahi biraz öyle hünkârım. Mahmud Paşa. Samimi olarak fikrinizi merak ediyorum. Vallahi hünkârım... ...samimi olarak söyleyeyim. Zülüflü İsmail Paşa'yla aynı fikirdeyim. Ben de sizinle aynı fikirdeyim. Anlayamadım hünkârım. (Mahmud) O hâlde... ...neden biz bu işe bir tek Almanları dâhil ediyoruz? Hamlelerini görmek için. (Abdülhamid) İngilizler de Ruslar da... ...bir şekilde bu ihaleye dâhil olmak isteyecekler. Bu kez biz önden gidiyoruz paşa. Anladım hünkârım. Meğer baban her şeyi öğrenmiş. Yemekte ben onun gözünün içine bakarak yalan söylerken... ...meğer o doğruyu biliyormuş Naime. Utancımdan ölmek üzereyim Naime. Anneciğim. Sen hep demez misin, evladımın ayağına taş değse benim yüreğim kanar, diye? Sen, kendi keyfinden yalan söylemedin ki. Abdülkadir'i korumak için söyledin. Eminim babam bunu anlayacaktır. Gece konuşmak için odasına gittim. Beni kabul etmedi. Ben sustum, hakikatleri anlatmadım. O da şimdi susarak beni cezalandırıyor. Babam şimdi sana kızgın. Ama sizin aranızdaki sevgi çok güçlü anne. Eminim bunun da üstesinden geleceksiniz. İnşallah Naime. İnşallah. Tahlillerin tamamını dikkatlice tetkik ettim. Mehmed Efendi'nin Paris'te tedavi görmesinin... ...daha uygun olacağı kanaatine vardım. Dün burada da tedavi olabileceğini söylemiştiniz. Kanaatinizi değiştiren ne oldu? Öğrenebilir miyim? Paris'teki kliniğimde Mehmed Efendi'nin hareketlerini destekleyecek... ...yeni geliştirdiğimiz bazı cihazlar var. Bu cihazlar olmadan Mehmed Efendi'nin ayağa kalkması senelerce sürebilir. Eğer benimle birlikte Paris'e gelebilirse kısa sürede tedavi edebilirim. O hâlde yapacak bir şey yok. Mehmed'le Gülcemal Paris'e gidecekler. Seni böyle bitap düşmüşken nasıl bırakıp giderim anne? Ah, Mehmed... Yüzün bembeyaz. Kolunu kıpırdatmaya dermanın yok. Gel, kır şu inadını. Muayene ol. Yoksa aklım sende kalacak. Peki. Benim kütüphanede biraz işlerim var. Sen muayene olurken Gülcemal sana refakat eder. Olur yavrum, olur. (Müzik) Meziyet, nereye koydun ki şu defterini? Şehzade illa onun yazdıklarını okumak istiyor! Yoksa benim suratıma bile baktığı yok ki. (Müzik) Buraya koymuş. Oh! (Gerilim müziği) Dilruba? Sen benim defterimle ne yapıyorsun? “Hiç görmeden aşinaydım suretinize. Yanımda yokken bile siz hep bende vardınız. Yanınızdayken de ben sizde yok oluyorum.” (Naime dış ses) Ne talihlisin Abdülkadir. Keşke biri bana da böyle mektuplar yazsa. Sen benim defterimdekileri yazıp Şehzade Abdülkadir'e mi veriyordun? (Gerilim müziği) Bu da çok güzelmiş. Koleksiyonunuza dâhil etmek ister misiniz şehzadem? Olur. Paris'e gittiğimde daha güzel yapraklar bulursam onları da size getiririm. Evlendin. Hiç olmazsa arada sırada görüyordum seni. Paris'e gittiğinde artık hiç göremeyeceğim. Temelli kalmayacağız orada. Mehmed iyileşir iyileşmez döneceğiz payitahta. Umarım en yakın zamanda iyileşir. Siz de gittiğiniz gibi geri dönersiniz. Benimle vedalaşmadan bir yere gitmeyin. Merak etmeyin şehzadem. Elbette. (Müzik) Madam Blavatsky. Geleceğinizi bilmiyordum. Cemile Sultan davet etti. Sarayda vaziyetler nasıl? Sultanımız afiyetteler mi? Bidâr Sultan kendini odasına kapattı. Yüzünü bile göremez olduk. İyi. Odasından çıkmazsa konağa gelip bizim de ayağımıza dolaşmaz. Onu takipte tutmaya devam et. Fakat yakında Mehmed'le Paris'e gideceğiz. O gidecek. Sen burada kalacaksın. Kalmama lüzum yok ki. Cemile Sultan da Bidâr Sultan da artık size mâni olamayacaktır. Neyin lüzumlu neyin lüzumsuz olduğunu ben söylerim. Mehmed çok üzülecek. Mehmed asıl zannettiği kişi olmadığını öğrenirse çok üzülür. Öyle değil mi? (Müzik) Meziyet, dur! Yalvarırım. Meziyet! Meziyet. Yalvarırım söyleme şehzadeye. Mahvolurum. Saraydan kovarlar beni. Bu yaptığın hırsızlıktan da beter! Benden çaldığın şey basit bir eşya değil! Uykusuz gecelerim demek. Boğazımdan geçmeyen lokmalar... ...yarım yamalak aldığım nefes. Ruhumun her köşesine, iliklerime kadar işlemiş umutsuz sevdam demek! Meziyet! Sen bu yazdıklarının hiçbirini okutamayacaktın şehzadeye. (Dilruba) Bir kutunun içinde sararıp gidecekti o defter. Sen kendini hiçbir zaman şehzadeye layık görmedin ki. Kusurun... ...kolundaki yanık izi. Bunun için... ...hiçbir zaman hislerini itiraf edemeyecektin şehzadeye. Öyle değil mi? (Yaklaşan ayak sesi) Ne işiniz var ikinizin de burada? (Duygusal müzik) Şey... ...bir ihtiyacınız var mı diye soracaktık şehzadem. (Abdülkadir) Yok. Hiçbir şeye ihtiyacım yok. (Duygusal müzik) (Kapı açıldı) (Kapı kapandı) Meziyet... ...çok teşekkür ederim sana. Beni ele vermediğin için çok teşekkür ederim. (Gerilim müziği) (Bidâr iç ses) "Canımın parçası hünkârım. (Bidâr iç ses) En kıymetlim, baş tacım, ruhum. (Bidâr iç ses) Biliniz ki sizin affınıza layık olabilmek için... ...sabahlara kadar dua etmekteyim. (Bidâr iç ses) Sizi görmediğim her gün gözlerim kör... ...sesinizi duymadığım her gün kulaklarım sağır benim. (Bidâr iç ses) Çektiğim ızdırabı anlatmaya... ...hiçbir söz kâfi gelmiyor. (Bidâr iç ses) Yüreğimdeki bu derin acıyı... ...ancak sizden gelecek bir haber... ...küçük bir söz dindirebilir. (Bidâr iç ses) Bir müddet yüzümü görmek istemiyorsanız da... ...bana, affedeceğinize dair tek bir satır gönderirseniz... ...o umuda sarılıp karşınıza hiç çıkmadan... ...aylarca beklerim." (Duygusal müzik...) (...) (...) Ne var Naime? Söylediklerin yetmedi, biraz daha mı kızmaya geldin? Ne söyleyeceksen söyle. Ya da istersen sen bir tokat at yüzüme. Alıştım zaten ailenin kötü çocuğu olarak azarlanmaya. Keşke kötü olsaydın Abdülkadir. O vakit Sabahattin gibi... ...hayatımızdan çoktan çıkıp gitmiş olurdun. (Naime) Sen seçtiğin yolda mutlu yürürdün. Biz de arada yüreğimiz yanarak seni anar... ...hayatımıza devam ederdik. Lakin sen iyisin Abdülkadir, iyi birisin. (Naime) Kendini göremiyorsun. O yüzden bocalıyorsun zaten. Babamın sana itimat etmediğinden şikâyet edip duruyorsun. Lakin onu kazanmak için hiçbir şey yapmıyorsun. (Naime) Çünkü asıl sen kendine itimat etmiyorsun. (Naime) Talip olduğun vazifeleri... ...asıl sen kendine layık görmüyorsun. Belki de o vazifeyi alamayınca rahatlıyorsun. Bu yüzden babam hep suçlu... ...sen hep mağdur. -Naime yeter artık! Haksızlık ediyorsun bana. Asıl sen hepimize haksızlık ediyorsun Abdülkadir. En çok da anneme. O hep en sevdikleri arasında… …seninle babam arasında sıkışıp kalıyor. Ben annemden benim için yalan söylemesini istemedim Naime! Ben babamdan da hiçbir şey istemiyorum… …annemden de. Ama senden istediğim tek bir şey var. Nedir o? Yalnız bırak beni. (Kapı açıldı) (Kapı kapandı) (Kuşlar ötüyor) Sırp kralını Sofya'ya girmeden öldüreceksiniz. Zevcesiyle beraber ölecekler. Hazır olun. Bu prens ne yapıyor Halil Halid, ne yapıyor? Prensin bir şey yaptığı yok. Korktuğu adamın maşası oldu. IMRO iyiden iyiye kendi yolundan saptı. Zindancı, IMRO'nun idaresini becerebilecek bir adam değil. IMRO'ya senin gibi bir kumandan yakışır. Ama onlar başlarına bir Türk'ü istemezler. Lakin sana saygılılar. Saygılılar. Çünkü onlara her zaman yardım ettim. Ama liderleri olmadım. Olacaksın. Eğer isyanı sen idare eder de başarılı olursan... ...IMRO seni kabul edecektir. Halil Halid... ...sen gerçekten beni IMRO'nun başına geçirmek mi istiyorsun? Sana yakışır Kumandan. (Gerilim müziği) (Ziya Sami) Evet, herkes hazır olsun. Senden daha hainini mi bulacaklar? (Gerilim müziği) Bay Zalman niçin Prens Ferdinand'la görüşmemizi istedi? Bilmiyorum kraliçem. Bunu Sofya'ya vardığımızda öğreneceğiz. Ruslar senden rahatsız. Bulgarlar da Ruslarla kol kola. Belli ki Zalman'a vazife verilmiş. Bizi Ruslarla yakınlaştırmak istiyorlar. Ben Sırbistan kralıyım. Rusların oyuncağı değil. İşte seni bu yüzden hep takdir ediyorum. Sen gerçek bir kralsın. Sen de gerçek bir kraliçe. (Gerilim müziği) Kralın arabası buradan gelecek. Nasıl tedbir alacağız beyim? Sırp askerleri IMRO'yla çatışırken, biz de kralı kaçıracağız. Nadir Bey, biz yolu açınca... ...sen kralın arabası al, sür. Sofya'da buluşuruz. Eğer kralı kaçıramazsak, bu isyanı bastıramayız. (Gerilim müziği) Kusura bakmayın Madam Blavatsky. Sizi buraya kadar yordum. Lakin son günlerde kendimi pek hâlsiz hissediyorum. Benim için tarafınızdan saraya davet edilmek... ...büyük bir onurdur. Yalnız... ...hekime bir muayene olsaydınız. Oldum madam, oldum. Bir şeyim olmadığını söyledi. (Cemile) Benimki kederden. Benim yerimde taş olsa çatlardı. (Cemile) Hâlâ bir ümit, sizden haber bekliyorum. Derdimi paylaşabildiğim bir tek siz varsınız madam. O yüzden... ...gerçekten çok minnettarım size. Sağ olun. (Duygusal müzik) Hoş geldiniz madam. Hoş bulduk sultanım. Buyurun lütfen oturun. Aşeviyle alakalı hazırlıkları bildirmek için geldim... ...Cemile Sultan'a. Çok iyi düşünmüşsünüz. Fakat... ...renginiz pek solgun. (Blavatsky) Gözleriniz şiş gibi. (Blavatsky) Sizi ilk defa bu vaziyette görüyorum. Merakımı bağışlayın ama... ...bir sıkıntınız mı var? Sıkıntısız hayat olur mu? Lakin siz de bilirsiniz. Sıkıntılarımız bizim en büyük rehberimizdir. İnsan isyan etmeden... ...yeteri kadar sabredebilirse... ...muhakkak mükâfatını da görür. Malum... ...sabrın sonu selamettir. İnşallah. (Gerilim müziği...) (...) (...) Andre Efendi, vaziyet nedir? (Andre) Dün, Gustav Efendi'den aldığımız kan numunesini... ...eksik malzemeden dolayı tetkik edememiştik. (Andre) İstediğim solüsyon da geldi hünkârım. Kana o solüsyonu da dökeceğim, neticesini alacağız hünkârım. Bu iş bizim içim mühim Andre Efendi. Birazdan hakikati öğreneceğiz. Odaya, askerler dışında kimseyi almayınız. Emredersiniz hünkârım. Siz de dikkatli olunuz. Merak etmeyin hünkârım. Lüzum olmadıkça buradan dışarı çıkmayacağım. Andre Efendi... ...size itimat ediyoruz. Bu işi nihayete erdirdikten sonra... ...dilerseniz burada kalınız... ...dilerseniz memleketinize dönünüz. Kalmayı çok isterdim... ...lakin talebelerim beni bekler hünkârım. Şu işi layıkıyla yerine getirdikten sonra... ...müsaadenizle yola çıkmak istiyorum. Peki. Karar sizin. (Gerilim müziği...) (...) (...) Sen de kimsin? Ne bekliyorsun burada? İsmail Paşa, burada beklememi istedi. Dinleniyormuşsunuz. Rahatsız edilmesin dedi. Paşam... ...İsmail Paşa sorarsa? Hünkârımızın yanına gitti deyin. (Gerilim müziği) Ahmed Paşa, Karaso Efendi bulundu mu? Hayır, paşa. Ahmed Paşa, mühim bir havadis vereceğim. Siz hünkârımızın yanına gidin ve beni bekleyin. Havadis nedir paşa? Paşam, hünkârımızın yanına gidin beni bekleyin. Karaso Efendi bulunacak. (Gerilim müziği...) Vaziyet nedir? Gelen, giden var mı? Hayır paşam. Selim Paşa da iyileşmiş. Çıktı zaten. Nereye gitti? Hünkârımızın yanına gittiğini söyledi. Eyvah. Karaso... ...Karaso çık dışarı! Çık! Ne oldu? Vakit geldi mi? Geldi, geldi. Seni Abdülhamid'e teslim etme vakti geldi. -Ne diyorsun sen? -Her şeyi hatırlıyorum. Her şeyi! Selim Paşa. (Duygusal müzik) (Kapı vuruluyor) Gel. -Sultanım. -(Bidâr) Kızım. Nasıl oldun, iyi misin Zülfet? İyiyim sultanım. Artık canım yanmıyor. Yaram da iyileşiyor çok şükür. Şükürler olsun. İnşallah sizin de acınız diner. Hünkârımız bunu size gönderdi. -Hünkârım mı? -Evet, sultanım. Sen çıkabilirsin. (Kapı açıldı) (Kapı kapandı) (Duygusal müzik) (Geçiş sesi) Çiçekler ne kadar güzel. Renkleri, kokuları. İnsanı âdeta büyülüyor. Bu tasviriniz bana birini hatırlattı. Kimi hünkârım? Benim nadide çiçeğimi. Sevgili zevcemi. Allah azdan çoğu yapar. Tohum toprağa düşer, çiçek olur. Hz. Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem gibi bir çiçek... ...dünya zindanından gelir... ...dünya cennet olur. Deniz bulutlara yükselir, göğe maya çalar, yağmur olur. Zannetmesinler ki her yer çöl... ...attığımız tohumlar tutmuyor. Bir damla su, çiçeğin başını... ...bir katre gözyaşı, insanın başını arşa kaldırır. Ne güzel söylediniz hünkârım. Her zahmetin ardından rahmet yağar. Keşke şu çiçeklerin dili olsaydı da... ...bizimle konuşabilselerdi, öyle değil mi? Vardır sultanım. Nasıl? Onların da bir dili vardır lakin... ...yalnızca kalp kulağıyla onları işitebiliriz. Her çiçek bir kitaptır aynı zamanda. Herkes için ayrı bir sayfası vardır. Her satırında ayrı bir sırrı vardır. Mesela beyaz gül, masumiyeti... ...akasya, zarafeti... ...lavanta, huzuru... ...papatya, saf sevdayı... ...hanımeli, şefkati... ...menekşe, vefayı... ...kardelen, sebatı... ...karanfil ise... ...kalp kırıklığını anlatır. (Duygusal müzik) Kalp kırıklığı. (Duygusal müzik...) (...) Abdülkadir? Abdülkadir içeride misin? Biliyorum, seni çok kırdım. (Naime) Lakin içim hiç rahat etmedi. Hem bak, sana kahve getirdim. Hadi çık konuşalım. (Duygusal müzik) (Abdülkadir dış ses) "Haklıydın Naime. Annem, benim yüzümden bedbaht oldu. Ben de hep babamın gölgesine sığındım. Hem dışarıya adım atmaktan korktum... ...hem de orada kaldığım için şikâyet ettim. Sonuçta herkes için... ...bir hayal kırıklığından öteye gidemedim. Bir şehzade olduğumu unutup... ...gerçekte kim olduğumu bulmak üzere... ...saraydan ayrılıyorum. Benim ardımdan daha fazla üzülmeyin. Senin de dediğin gibi... ...belki de kendi çizdiğim yolda mutlu yürürüm. Sizse, arada yüreğiniz sızlayarak beni anar... ...sonra kendi hayatınıza devam edersiniz." Abdülkadir. Gustav Efendi... ...demek sen de zehirlendin? Demek sen de bu işin içindesin? (Kapıya vuruyor) Hünkârımızla görüşmeliyim. Haber mi verelim? Siz giderken refakat mı edelim? Biz gidelim. Hünkârımızın bilmesi gereken... ...çok mühim bir hakikat var. (Gerilim müziği) (Asker) Destur! Sultan Abdülhamid Han Hazretleri. (Kapı kapandı) Gustav Efendi. Hünkârım. Sizi burada tutuyoruz lakin... ...evladınıza, niçin bu işlere kalkıştığını sorarsınız diye... ...ümit ediyoruz. Bütün kabahat bende hünkârım. Ben ona iyi bir baba olamadım. Bütün ömrüm mühendislik işlerinin peşinde geçti. İhmal ettim onu. Odessa’da başıboş bıraktım. Evlatlarımızın cezasını da... ...babalar çeker... ...sefasını da babalar sürer. Hünkârım... ...Andre Efendi neticeyi bulmuşlar. (Tahsin) Huzurunuza kabullerini arzu ediyorlar. (Gerilim müziği) Biraz sonra hakkınızdaki hakikati öğreneceğiz... ...Gustav Efendi. Beraber öğrenmek ister misiniz? Kendimden şüphem yok hünkârım. Ama bana olan itimadınızın boşa çıkmadığını görmek isterim. Peki. Buyurun o vakit. (Gerilim müziği...) (...) Geliyorlar, geliyorlar! Ben emir vermeden, kimse ateş etmeyecek. Kralı kim görürse bütün mermisini boşaltsın. Emre gerek yok. İyi o vakit. Kralı gören sıksın. Herkes yerini alsın, çabuk! -Çabuk! -(Ziya Sami) Çökün, çökün! (Gerilim müziği) -Baskın yedik! Tez dağılın! -Kim ateş etti be? -Ne yaptın sen Halil Halid? -Kralı gördüm, sıktım. (Gerilim müziği) Neredesin? (Gerilim müziği) Aç kapıyı! İmdat! İmdat! (Andre) Aç kapıyı! (Gerilim müziği...) (...) Hakanım... ...marangozhanenin deposunda yangın çıkmış. Nasıl? Hakanım, Andre Efendi'ye bir kâğıt gelmiş. (Ahmed) O da askere beklemesini söyleyip o tarafa doğru gitmiş. Yangını söndürmeye çalışıyoruz. Peki ya laboratuvar? Orada vaziyet nedir? -(Abdülhamid) Her şey sağlam mı? -(Ahmed) Sağlam hakanım. Andre Efendi'nin çalışmaları koruma altına alınsın paşa. Emredersiniz hakanım. (Gerilim müziği) (Silah sesleri) (Gerilim müziği...) (...) Bulgar askerlerine sıkın! Bunlar da nereden çıktı şimdi? (Tatar) Nadir Bey, arabayı götür! (Gerilim müziği...) (...) Hah! (At kişnedi) (Silah sesleri) (Ziya Sami) Halil Halid götürdü arabayı. (Zindancı) Geri çekiliyoruz. (Gerilim müziği) Nadir Bey, ne oldu? Halil Halid götürdü arabayı. Peşlerine düşelim balalar. Kralı öldürecekler. Kaçtı gitti beyim, yapacak bir şey yok. Nasıl yetişeceğiz? Koşun dedim! (Gerilim müziği) (Halil) Tamam, emniyettesiniz. Korkmayın. (Gerilim müziği...) (...) (...) Hakanım. Vaziyet nedir paşa? Hakanım... ...depoda yanmış iki ceset bulduk. Ceset mi? Birinin Karaso'ya... ...diğerinin de Andre Efendi'ye ait olduğundan... ...şüphe ediyoruz hakanım. (Gerilim müziği...) (...) Bu dizinin sesli betimleme, ayrıntılı altyazı ve... ...işaret dilini kapsayan eşerişimi Es Film tarafından... ...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır. www.sebeder.org Sesli Betimleme Metin Yazarı: Nezahat Şalkamcı Seslendiren: Fahrettin Sağdıç Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Ece Naz Batmaz - Fatih Kolivar... ...Feride Tezcan - Gökberk Yılmaz - Gülay Yılmaz İşaret Dili Çevirmeni: Volkan Kurt Son Kontroller: Ela Korgan - Zerrin Çınar - Samet Demirtaş Teknik Yapım: Dağ Prodüksiyon ve Yeni Gökdelen Tercüme (Jenerik müziği)

Loading